Aslan Balığı
Deniz balıkları
arasında en gösterişlilerinden birisi aslan balığıdır.Vücut
formu,davranışları,avlanma teknikleri,zehirli yüzgeçleri ve sakin
tavrıyla dalıcılar arasında haklı bir şöhrete sahiptir.Fazla
hareketli olmaması nedeniyle sualtı fotoğrafçıları için kolay
sayılabilecek konulardandır.Balığı tanımak ,sualtında balığı tespit
etmekte faydalı olacaktır.Ayrıca balığın davranışları konusunda
bilgi sahibi olmak hem dalıcı hem de balığın sağlığı açısından
önemlidir.Bazı türlerin zehri yoğun ağrıya neden olurken bazı
türlerin zehri daha ciddi sorunlara neden olabilir.Bu işin dalıcı
tarafı.Nedense balık tarafını pek düşünmez ve araştırmayız.Örneğin
kaç dalıcı karşılaştığı mürekkep balığının mürekkep üretmek ve suya
salmak esnasında birkaç günlük enerji ihtiyacını kaybettiğini
biliyor.Hoş bazı dalıcılar bunu bilseler de balığın mürekkep
püskürtmesini izlemek için balığı sıkıştırmaya devam
edeceklerdir.(Bilgilendirdiğim bazı arkadaşlarımın tutumlarından
onaylanmıştır.).Çünkü onlar için dünya onların merkezinde
dönmektedir.Yapacak bir şey yok öğrenmeye ve paylaşmaya devam….

Değişik
coğrafyalarda değişik isimlerle anılmaktadır. En çok kullanılanları
kullanım sıklığına göre, aslan, akrep, ateş, kelebek morina, tavus
kuşu aslan balığıdır.
Balığın kafasından kuyruğuna kadar, beyaz üzerine kızıl ve
kahverengi bantları vardır. Sırt ve anal yüzgeçlerinde koyu renkte
benekleri vardır.Gözlerinin üzerinde de uzun dokunaçları
vardır.Sırtında 12 (bazı türlerinde 13) zehirli dikeni ve tüye
benzeyen 14 tane dikeni vardır.Anal yüzgeçte 3 diken ve 6-7 ışın
bulunur.Ulaşabildiği maksimum boy 38-40 cm dir.Şimdiye kadar kayıt
edilen en büyük aslan balığı 1,2 kg ağırlığındadır.

Avustralya nın
batısından Malezya nın doğusuna,Fransız polinezyasından İngiltere
nin Pitcairn adalarına ,Avustralya nın doğu kıyılarından Yeni
Zelanda ya çok geniş bir coğrafya da dağılım gösterirler.Lesepsiyon
göç ün etkisiyle Kızıldeniz den ülkemiz sularına gelen aslan
balıklarına rastlanmaktadır.Şu ana kadar benim duyduğum kadarıyla
Datça ve Saroz da görülmüştür.Küresel ısınma bu ivmeyle devam ederse
yakın gelecekte pek çok yurtiçi dalışımızda aslan balıklarıyla
dolaşacağız.Üzüleyim mi sevineyim mi bilemiyorum…
Aslan balığının zehri pufferlar da olduğu gibi balığın etinde
değil,sırt yüzgeçlerindedir.Bu zehri sadece kendilerini korumak için
kullanırlar.Önce dikenlerini kaldırarak düşmanlarını
uyarırlar.Sonrasında düşmanı üzerine gelirse zehri kullanırlar.Yani
düşmanının üzerine gitmez ,son ana kadar beklerler.Zehir protein
bazlıdır.45 Derece ve üzerinde yapısı bozularak etkisini
yitirir.Eğer kalp,göz,beyin gibi hayati önem taşıyan bir noktaya
gelmezse zehrin ölümcül etkisi yoktur.Ancak çok acı verir.Zehrin
dozu balığın büyüklüğü ile doğru orantılıdır.Çok çeşitli bölgelerde
yaşasa da 1992 de Florida da yaşanan Andrew kasırgasından sonra
sahil şeridindeki bir akvaryumdan denize karışmış ve bölge
popülasyonuna eklenmesi ilginç bir noktadır.Buna benzer bir durum
Monaco da bir akvaryumdan Akdeniz e yayılan katil yosun için de
geçerlidir.İstanbul Florya da sahil şeridinde yapımı devam eden
akvaryum için şüphesiz böyle bir risk söz konusu değil.Olası bir
kazada Marmara ya karışan tropik türlerin, adapte olup koloni
oluşturabileceğini düşünen bir dalıcı yoktur sanırım.

Aslan balıkları gündüzleri genellikle mercan ve kayaların arasında
karınları duvara,zehirli yüzgeçleri dışarı bakacak şekilde baş aşağı
durarak saklanırlar.Hava kararmaya yakın saklandıkları bölgeden
çıkıp avlanmaya başlarlar.Resiflerde yaşayan kabuklu,omurgasız ve
ağzına sığabilecek tüm balıklarla beslenirler.Yetişkinleri kendi
türlerinin yavrularını dahi yiyebilirler.Gece dalışlarında
dalıcıların fenerlerinin ışığından yararlanacak kadar
fırsatçıdırlar:))
Balığın avlanması da oldukça ilginçtir. Genellikle avına arkadan
yaklaşıp bir köşeye sıkıştırdıktan sonra yüzgeçlerini açarak avının
arkasından kaçmasını engeller.Sonrasında kurbağa balıklarında da
görülen muhteşem bir emme hareketiyle avını yakalar.Bu emme hareketi
o kadar hızlı ve sessiz olur ki grup içindeki balıklar aralarından
birinin eksildiğini fark edemez.Fazla yiyecek bulabildiği dönemlerde
avlayabileceği en fazla sayıda canlıyı avlayıp uzun süre bir şey
yemeden yaşamayı tercih ederler.
Aslan balıkları resiflerde besin zincirinin en üstünde bulunmasına
karşın, aslan balıklarını av kabul eden canlılar da vardır.Kurbağa
balıkları (frogfish) bazı köpekbalığı türleri,ve bazı orfoz türleri
tarafından yenilebilmektedirler.Ayrıca bazı büyük melek balıkları
aslan balığının yüzgeçlerini yiyerek balığa zarar verebilmektedir.
Üreme dönemlerinde 1 erkeğe birkaç dişi düşecek şekilde resiflerde
bir araya gelirler. Bu gruplarda sayı 9-10 u bulabilir.Erkeklerin
renkleri koyulaşır ve üzerlerindeki koyu çizgiler gözle seçilememeye
başlar.Dişilerinse rengi soluklaşır ,ağız ve karın bölgesi gümüşi
beyaz bir renk alır.Bunun sayesinde geceleri aktif olan erkek aslan
balıkları dişilerini daha kolay bulup çiftleşebilirler.Gün boyunca
kurlaştıktan sonra akşamüzeri çiftleşirler.Dişiler çiftleşme sonucu
2000-15000 arası yumurta bırakırlar.2000 yumurtalık topakçıklar
halinde bulunan yumurtalar 24 saat içinde yumurtalara ayrılır ,36
saat sonra yavrular çıkmaya başlar.

Deniz akvaryumlarının da vazgeçilmez canlılarındandır.Bulundukları
akvaryumlara ayrı bir hava katarlar.Yiyebileceği büyüklükte balık ve
kabuklularla beraber bakılmaya çalışılmamalıdır.Adı geçen canlılar
er ya da geç av olacaklardır.Kuru yeme alıştırmak güç olsa da
imkansız değildir.Önce canlı yemlerle beslenmeli sonra aşama aşama
kuru yeme alıştırılmalıdır.Akvaryumda mercan yapıştırırken veya
canlı yerleştirirken yavaş yavaş elinize yaklaşabilir.Bunun sebebi
balığı elle beslemektir.Balık suya giren her elde yem verileceğini
zannetmekte ve yaklaşmaktadır.Yem almaları dışında akvaryuma
dayanıklı balıklardır.
Doğadaki zehirli canlıların zehirlerinden kanser dahil pek çok
hastalığın ilacı için hammadde olarak faydalanılmaktadır. Halen
yılan zehri temelli 5 değişik tedavi yöntemi ABD Sağlık
Bakanlığından onay bekliyor.Beyin kanserine karşı akrep zehrinden
ilaç geliştiriliyor. Bu bağlamda balık zehri henüz keşfedilmemiş bir
alan.Belki de bazı hastalıkların çözümü derin mavideki zehirli
balıklarda saklı.
Kaynaklar
Yazı ve Fotoğraflar
Barış Kahvecioğlu'na aittir.
İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.
|